DOLAR 8,65801.42%
EURO 10,17950.81%
ALTIN 487,651,55
BITCOIN 410259-1,98%
Muğla
25°

AÇIK

05:16

İMSAK'A KALAN SÜRE

X
Bir intikam hikayesi 1.bölüm ( Özgün hikaye )
783 okunma

Bir intikam hikayesi 1.bölüm ( Özgün hikaye )

ABONE OL
Kasım 4, 2020 19:26
Bir intikam hikayesi 1.bölüm ( Özgün hikaye )
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Olay, 1957’de ücra biy bir dağ köyünde cereyan etmeye başladı.Her sey köye yeni gelin gelen Hatun ile başladı ve  yıllar sonra yine onunla  son buldu. Bu ücra köyün tarlası çoktur  ama yağmuru azdır. Sert kışlar, kurak yazlar. Köyü ilk kuranlar Raşidi aşiretidir.

 

Raşit bey , birinci dünya harbiden hemen sonra Iran sınırından toplamış aşireti  gelmiş buraya yerlermiş.Sekiz ila on evden oluşan  bu aile zamanla çoğalmış ve bir köye sığmaz olmuş. Sığmasına  sığmış ama arazi ve otlak yetmezliği yüzünden kardeşler bir birine düşmesin diye aşiretin reisi Raşit bey, bir kaç oğlunun ve bir kaç yigenini  üç  beş kilometre öteye göndermis, burada bir köy kurmalarini söylemiş. Çok  değil 1950 yılına varıldığında Raşidi aşireti 40-50 haneye kadar ulaşmış. Olmuşlar 100-150 insan. Bu çoğalmanın ve yaptığının yanına kar kalmanın getirmiş olduğu  cesaretle tüm çevre  köylere baskı yapmaya başlamışlar . Zorbalıkla milletin arsasına da konmuşlar, hayvanına da konmuşlar .Aşiretin reisi konumunda olan Haşim, uzun boyu ve iri cüssesi ile karşısındaki  insanın  iliklerine kadar korku salan bir ağa . Yaninda oğulları, yeğenleri  ve yanaşmalarıyla her daim bir orduyla geziyor. Elinde her daim 99 luk tespihi ve kafasinda hacı takkesi ile dindan bir insan olduğu iddiasından da  geri durmayan bir zorba.

1950`lilerin başında Türkiye’de  göçebe hayatı iyice azalmaya başlamıştır. Hayvan sürülerinin peşinden dağ  bayır , bir bin zahmet gezen göçebeler, takatten düşmüş ve yerleşik hayata geçmeye başlamıştır. İşte tam o dönemde köye yeni bir aile gelir. Aşiretin  reisi olan Haşim bey ile arası kiz davası yüzünden açılmış  olan kambur Gaffurun arsa ve evini satın alırlar ve köye yerleşirler.Kambur Gaffur, kızını Haşim ağaya  üçüncü  karı olarak vermek istemez. Bin bir baskı ve zulme daha fazla dayanamayan kambur Gaffur neyi varsa satıp gitmek ister buralardan. Zira Haşim ağanın kendisine rahat vermeyecegibi iyi bilir. Bu köye damdan düşer gibi gelip yerleşen  aile Haşim ağayıda , Raşidi aşiretini de  duymuştur . Korkunun ecele feydasi yokrur deyip gelip yerleşmişler köye. Tabiki Haşim ağa  bunu hoş karşılamaz. Bunun sebebi de Haşim ağa , Gaffur pılısını pırtısunı toplayıp gittikten bir süre sonra tarlalarina konma planlarının suya düşmesidir. Bir kaç alıcı  muhakkak çıkacaktır  ama Haşim ağa, bir iki gözdağı  verip vazgeçir  zamanla ve ekip biçmeye başlarım araziyi diye düşünmüştür  ya bu yeni aile tehditlere boyun eğmemiş  güpegündüz  eşeklerle yüklerini getirip yerleşmişler köye.  Uzak bir köyden gelen bu aile kan davasından kaçmış gelmiş. Daha doğrusu  kan davasına  bulaşmamak  için  kaçmışlar. .Aşiretlerinin sonu gelmeyecek bir kan davasına bulaşması an meselesi olduğunu  gören Hasan, karısını, iki oğlunu  ve bir kızını  alıp, kan davası başlamadan  terk etmiş  köyünü. O dönem özellikle doğuda  kan davları iyice azmıştır. Yapanın yanına kâr kalmaya başlamıştır  zulüm.Devletten adalet bekleyip hayal kırıklığına uğrayan gözü pek bıçkın gibi delikanlılar  zulme göğüs gerip kendi adaletini saglamaya  başlamıştır. Sen misin zulme karşı  dik duran deyip,bir senden bir benden derken kan gövdeyi götürür hale gelmiştir  memlekette. Hemen her köyde ve yörede bir kan davası  peydahlanmıştır. Haşim  ağa ara ara oğlu Kasım liderliğinde yigenlerini  salmış Hasan ve çocuklarının üstüne. Gözünün üstünde kaşın var bahaneleriyle bir kaç ufak sürtüşme yaşanmış  ama büyümeden köyün imamı araya girmiş tatlıya bağlamış.İmamın yanı sıra aşiretten bir kaç aklı başında iyi niyetli insan da araya girerek tez zamanda sakinleştirmişler tarafları. Haşim ağa  haksız çıkmamak  için  her seferinde gönülsüz kabul etmiş bu barışmaları. Bir yolunu bulup bu başı dik aileyi köyden atmalı  ve kambur Gaffurun tüm arzisine konmali diye planlar yapmış durmuş Her seyden ziyade eğer  bu aileyi barındırsa  kendi köyünde fiyakası beş paraya düşecek  diye korkmuş . Insan bir kere alıştı mı dev aynasında  kendini görmeye bir daha asla iflah olmaz. Bu minvalde devam etmis hayat köyde bir süre. Tarla, hayvan derken gündelik koşturmaca  köylü yine kaybolmuş gitmiş.

7 sene sonra Hasan, büyük oğlu   Ali`nin artık  evlenme çağına  geldiğine kanaat getirmiş. Kız bakmaya başlamışlar. O köyde bu kız şu köyde şu kız derken hemen yan köyden Hatun adında  bir kız bulmuşlar Ali`ye. Gidip istemişler  kızı. Bir kaç haftaya nişan, bahara da düğün yapmışlar Ali ile Hatuna. Uzak köylerden bir kac akraba da gelmiş  düğüne. Haşim  ağa  da düğüne gelmiş . Hatırı  sayılır birde düğün hediyesi takmış damatla geline. Ağırlığını  illaki his ettirmiş. Kendisinden habersiz köyde düğün, cenaza olmaza getirmiş  muhabbeti. Oğulları , yeğenleri  ve yanaşmalarıyla  sadece bu köyde değil  tüm komşu  köylerde düğünlere  ve cenazelere çıkarma  yapar. Haşim ağa.Ama Haşim  ağanın bilmediği  bir şey vardır ,  o da bu köye yeni gelen ailenin kolay lokma olmadığıdır . Anasından  memeyi bıraktığı  gibi dağa bayıra, hayvana ve tarlaya koşturan  adamlardır  bunlar. Yeri geldimi gözünü karartıp ölüme gidecek adamlardır  ya Haşim  ağa  bunu zor yoldan öğrenecektir .

Ali ve Hatunun düğününden sadece bir kaç ay sonradır.Yazın kavurucu sıcağında  köyün erkekleri tarladan köye inip  cuma namazını kıldıktan sonra tekrar buğday  tarlalarına dağılmislardir. O sırada köyde sadece kadınlar  ve çocuklar  kalır. Hatta çoğu  kadın çocukları  ile birlikte tarladadır.Köyde kalan genç  kızlar ve yeni gelinler akşam  hasattan dönecek olanlara yemek hazırlar, hayanlara yem su verirler. Hatunda bu kervana katılır. Hatun köyün çeşmesinden  su getirmek için  evden çıkar. Çeşmeye  gelir ve kovalarını doldurmaya başlar .İn ,cin top oynamaktadır çeşme  basinda. Köyün gençleri  özellikle yaz akşamlarında  çeşmenin  başında toplanır  ama hasat zamani tenhaya keser ortalık.Haşim  ağanın oğlu  Kasım bir ay önce buğday tarlasında ayağını tırpanla kesmiştir ve evde dinlenmektedir.Haşim  ağa  Kasıma, evdeyken en azindan atlara bakmasına tembih etmiştir. Kasım atları sırayla hem köyde hava atmak hemde sulamak için  çeşmeye getirir. Bu sefer atın  üstünde çeşmeye geldiğinde  yeni gelin Hatun da oradadır. Çeşme’de  kovalara su dolduran Hatunun güzelliğine  vurulur görür görmez.Hatunun çok  güzel olduğunu  duymuştur ama ilk kez kanlı  canlı görünce içi gider. Evli bir avrada bakmanın  ayıp  ve erkekliğe sıkmadığını  bilir bilmesine de kötülük galip gelir nefsiyle olan kavgasında. Şımarık  ve asabi bir şahsiyete  sahip olan Kasım, babası Haşim  ağa  gibi uzun boylu ve heybetlidir. Kahverengi gözleri ve kömür karası  saçları  ile köyün tüm kızlarının hayallerini süsler. E malum, Haşim  ağanın en büyük oğlu. Mirasın  ve saltanatın varisi. Tüm bunların verdiği  cesaretle Hatun geline sulanmaya başlar . Hatun gelin taşa kesilip hiç  oralı  olmaz. Duymazdan gelir. Tez elden kovalarını  doldurup çeşmeden ayrılmak ister. Bu sessiz kalış  Kasım’ı  iyice cesaretlendirir.Türlü iltifat, türlü laf eder. Hatun tam çeşmeden  ayrılıcakken Kasım  atından  iner. Sake seke sakat ayağıyla  gelir Hatunu kolundan tutar. Hatun kolunu kurtaraya çalışırken, Kasım güpegündüz köyün çeşmesi  başında yeni gelin Hatunun kalçasını  eller. Bu akıllara  durgunluk veren hareket karşısında Hatun kendini zar zor Kasım’ın  elinden kurtarıp yarı boş, yarı dolu kovalarıyla  eve doğru  hizla yürümeye başlar.

Hatunun korkudan ve şaşkınlıktan  eli ayağı titrer eve geldiğinde . Ne yapacağını bilemez. Kocası ve ailesine anlatırsa kanın gövdeyi götüreceğini  iyi bilir.Çok hikaye anlatmıştır  ninesi ateşin  başında bu meselerler ile ilgili. Şakası  yoktur nice yiğidi  mezare götürürür namus belası. Tüm gün deli gibi etrafta dolanır durur. Eğer söylezmezse Kasım denen ırz düşmanının bundan cesaret alıp  bir daha asla kendisini rahat bırakmayacağını da bilir. Bu ikilem arasında  döner durur. Kaynanası  bir iki sorar nen var diye ama bir cevap alamaz.Kaynanası  bu tuhaf halini gebe olmasına yorar. Yani en azindan öyle umut eder. Ama gerçek bundan çok daha vahimdir ya Hatun bir sekilde anlatmak zorundadır . Bir düşünür  iki düşünür ve kendi başına bu işin  içinden çıkamayacağını anlayıp  karar verir Hatun. Masmavi gözlerinden yaşlar  süzüle süzüle, hıçkıra  hıçkıra anlatır kaynanasını olan biteni. Kaynanası  gelini bayağı hırpalar, yüz verdin mi deyyusa siye sorar. Madem yüz vermedin bu iblise neden hemen çeşmeyi  terk etmedinde sana sulanmasına  izin verdin diye üsteler durur.Hatun kesinlikle böyle bir şey olmadığını  söyleyerek namusundan ve iffetinden şüphe edilmesine cok bozulur. Kaynana gelin, ağız  birliği edip akşamı  beklemeye başlarlar . Bu bekleme sırasında  bilmedikleri  bir şey vardır. O da Sebe kadının  bu çeşme  hadisesini ahırın penceresinden  gördüğüdür. Sebe, Raşidi aşiretine gelin geldiği  andan itibaren köyde fitne ve fesatın daimi adresi olmuştur. Her daim kötülük saçan  bu kadın çok defa iftira ve dedikodular ile kavgalar çıkartmış, kanın akmasına ramak kalmıştır. Bu sefer bu kötü ve haset kadının  ekmeğine kendiliğinden yağ  sürülmüştür. Sebe kadın , daha akşam  olmadan soluğu komşularda almış, gördüğüne beş  hatta on katarak anlatmış  durmuş. Hatta yeni gelin Hatunun Kasım’la oynaştığına kadar iftirayı  sıralamış . Köy yeri bir anda dalgalanmış  bu iftira ve yalan havadisle.Öyle ya kan yerine kötülüğün damarlarında aktığı Sebe kadın  belliki ocaklar yakacak, babayiğitleri  toprağın  altına  gömecek ve nice ocaklar söndürecektir. Sebenin anlattıklarına  beş katan komşular  akşam  olmadan köyü bu fitne ve fesat kazanında  öyle bir kaynatmışlardır ki köye uzaktan bakan biri köyün her an alev alacak samanlığa benzedigini görür.

Hasan, oğulları  ve kızı ile tarladan ter içinde  yorgun ve aç  geldiklerinde köydeki gergin atmosferden nemlenirler önce ama sonra Raşidiler yine bir biriyle kavga edecekler anlasilan diyip eve geldiler. Sofraya otururlar gaz lambası ışığında , erkekler karınlarını  doyururken Hatun ve kaynanası  mutfakta bugün cereyan eden hadiseden konuşuyorlardı.Yemek biter bitmez Alinin annesi odaya gelerek kapıyı  kapatır.Hatun kapıyı  arkadan kilitler ve kulağını dayar kapıya . Alinin annesi kıvrana  kıvrana, sakin olmalarını , şeytana uymamalarını söylerken hem Hasan hem Ali hemde Kerim çok  vahim bir hadisenin cereyan ettigini anlamıştır.Hasan,  karısına fazla gevelememesini ve ne olduysa çabuk  anlatmasını  söyler kükreyerek.Hasan’ın  en küçük  oğlu  Raşit ve ortanca oğlu  Kerim her zamanki gibi bir birilerine yanaşmış  soluk soluğa  bekliyorlardır. Hasan’ın karısı Cemile daha fazla dayanamayıp  olani biteni bir çırpıda  anlatıp hemen ardından an yalvarıp  kocasına  ve oğluna elinizi kana bulamayin diye ayaklarına  kapanmış.Cemile, Hatunun iffetini ve namusunu olması  gerektiği gibi korunduğunu ağlaya ağlaya  geveleyip durmuş. O Kasım denen it soyu cevabini almış haddi bildirilmiştir  aman gözünüzü seveyim huzumuzdan etmeyin bizi diyorduki Hasan, oğlu Ali ve  ortanca oğlu Kerim ellerine ne geçerse  kapmış kapıyı Hatun gelinin üstüne kırmış  çılgınlar gibi  koşarak soluğu  Haşim ağanın evinin önünde almışlar.. Karanlık günü bastırmış, koca dağları yutmuş ve birer gölgeye çevirmişti. Haşim  ağanın konağının  önüne geldiklerinde Hasan var gücüyle Haşim  ağaya  dışarı çık diye bağırmıştı. Bir, bilemedin iki kalp atışı zaman ölüm sessizliginde geçmişti kim konağın kapısı gürültüyle açıldı .

Haşim  ağa  haberi çoktan almıştır. Oğullarını, yeğenlerini , kardeşlerini ve çobanlık yapan yanaşmalarını  ne yapacakları konsunda tembihlemiştir . Yemeğini yedikten sonra kapısının  önünde kopan naraya kulak kabartmış ve elindeki çay  bardağını sakince siniye bırakarak  dışarın çıkmıştır . Haşim aga ,önce hemen yanı başında  duran oğlu Kasıma, ardından karşısında tehditkar bir şekilde  duran Hasana baktı. Haksız  olmanın verdiği  huzursuzluk ile güçlü  olmanın verdiği  pervasızlık  arasında gidip geldiği  her halinden belliydi. Hasan olan bitenin, namussuzluğun, ahlaksızlığın ve rezilliğin vücut e hali olan oğlu Kasımı kendisine vermesini istedi Haşim ağadan. Ağaya , erkeğin  hasına ve mert adama yakışan  budur dedi. Haşim ağa, Kasıma bir kere daha  baktı. Bu bakış gurur ve nefret arasinda bir yerdeydi ya kimse çözemedi o an anlamını. Haşim ağa nihayet istediği fırsatı  bulmuştu. Bu sefil aileyi köyden tamamen def edecek bir olay lazımdı ya Kasım getirip ayağına sermişti.Kimse Haşim ağanın kapısına dayanamaz. Mesele ne olursa olsun hiç bir Allah’ın  kulu Haşim ağadan hesap soramaz. Hele hele maraba kısmı  haddini aşıp kapısına gelip oğlunun kellesini istemeye hiç gelemez. Gelirse gör bak ne olur deyip saldı adamlarını Hasan ve oğullarının  üstüne. Her köşeden elinde sopalarla bekleyen gençler  bir anda Hasan ve oğullarının  üstüne çullandı.

Azdan az, çoktan çok gitti. Hasan ve oğulları  namusları , gururları için  vuruştu. Vuruştu vuruşmasına  ama 3 adam, 30 adama yenik düştü . Köyün iyi niyetli ahalisi ve köyün imamı araya girdide ancak ellerinden aldılar zalimlerin. Kafaları  gözleri dağılmış halde eve getirdiler Hasan ve oğullarını . Haşim ağa  evin etrafına  bir kac adam göndermiş dışarı çıkanı  öldüresiye dövmelerini tembih etmişti. Tüm gece köyün imamı Hayzullah ve köyün en yaşlısı  Kudrettin, Haşim ağaya  yalvarmış ve barışmasını istemiş. Haşim ağa  lafı eğip  bükmüş , kendisini haklı çıkarıp  yarım  ağız  barışmayı  kabul etmişti. Sabaha kadar Hasan ve oğulları  yaralarını sarmış ve bu haklı  davalarından  gazvemceyeceklerini ama şimdilik  güçleri  yetmedikleri için  Hayzullah imam ve Kudrettini kırmayıp  barışa yeşil  ışık yakmışlardı . İmam Hayzullah, sabah ezanını okuduğunda  taraflar camide kırık kafalar ve akan kanlarla öpüşüp  barıştılar. Haşim ağa camiden çıkarken yüzü çok asıktı . İstediğini  alamadığı  ortadaydı. Haşim  ağa , Hasan’ın bu işin  peşini  bırakmayıp Kasıma bir kötülük edecegini ve bu kötülüğün intikamı olarak tüm aileyi ortadan kaldırmayı planlamıştı ama olmamıştı.

Aradan ben diyim bir siz diyin iki ay geçmemiştir . Köyde her daim bir huzursuzluk havası hakimdir. Güz gelip çatmıştır. Köyün özellikle gençleri  vadiyi  aşıp  eşek ve katırlarla  meşeliğe çıkar  ve odun getirilerdi güz aylarında . Kışlar bazen öyle sert geçerdiki insan tükürdümü havada donardı . O yüzdendirki köylü en az iki ay boyunca işi  şansa  bırakmaz, boyuna oduna çıkardı. Tam dehreler  bilenip eşeklerin semeri dikilip ertesi gün oduna gidilecekken gün ortasinda köyde bir kavga daha patlak vermiştir . Ali, damda tütün içerken  karşıda Kasımı görür. Kasımın gözü Alilerin evinin penceresindedir.Yüzünde pişkin  bir gülüş ile yanındaki yanaşmaya bir şeyler  söylemektedir. Ali kelimenin tam anlamıyla  cinnet haline bürünüp damdan aşağı  inip mutfakta asılı Martin tüfeği  aldığı gibi Haşim ağanın konağının önüne gelir.Kasım , Aliyi görünce şalvarının cebinden tabancasını çıkarmaya  çalışmış ama Ali daha hızlı  davranıp tetiğe  basmıştır. Domuz güllesi Kasımın  bacagindan girip diğer  tarafından  çıkmış  ortalık bir anda Kızılca kıyamete kesmiştir. Yanaşmaları, kardeşleri ve kuzenleri hatta bacıların, Kasımın yanına varmış, kasımı hedef olmaktan çıkarmaya çalışmışlar  ve Aliye saldırmaya  başlamışlardır. Ali tüfeğin tetiğine bir daha asılınca Kasıma kendisini siper eden amcasının kızı Gülşah kanından domuz güllesini yiyip oracakta can vermiştir . Ali kendisine saldıran kalabalıktan kaçarak  eve sığınır . Babası ve kardeşi Kerim ellerinde tüfeklerde pencelere çıkmış bekliyorlardır. Bunu gören kalabalık  frenlenmiş birer ikişer  yavaş  yavaş  geri çekilmeye başlamıştır. Haşim  ağa  konağından çıkıp kıyamet yerine dönen köy meydanını  görünce yüzünde bir gülümseme  belirmiş. Bu gülümsemenin ekşi bir tadı  vardır. O gece sabaha kadar Haşim ağanın adamları Hasan’ın evinin etrafında silahlarla  dolanmış ama bir türlü hiç biri cesaret edip, ne ilk kurşunu sıkmış nede eve girmiş . Her an kendilerine doğrultmuş  silahlardan çıkan bir domuz güllesiyle ilk nalları diken olmak istememiş kimse. Köyün en yaşlısı Kudettin, en kücük oğlunu ata bindirmiş ve dağın diğer  tarafındaki köyde bulunan karakola göndermiştir . Sabaha karşı  jandarma köye girdiğinde  Haşim ağanın adamları silahları indirip konağa toplanmış Haşim  ağanın emriyle. Komutan her iki tarafın ifadesini alırken jandarma, köyün dört bir yanında nöbette durmuştur. Ali kelepçelenip  karakola götürülmüş ve jandarma köyde daimi nöbete durmuştur.

Hasan, inandım  inat demiş köyden taşınmayı kabul etmemiştir.Tüm ısrarlara rağmen Nuh demiş peygamber dememiş. Civar köylerden ağalar ve hocalar gelmiş, meclisi Haşim  ağanın konağında toplamıştır . Haşim ağa, ölen yeğeninin intikamını almadan ve bu Hasan denen soysuzun kökünü kazımadan rahat uyku uyumayacağını söylemiş, cemaati eli boş göndermiştir. Komutan,  cemaaten barış çıkmadığını öğrendiğinde mitili köye sermiş  ve Haşim ağanın kan dökmemesi için  köye hemen her gün gelip kendisini göstermiştir . Gülşah gömüldükten sonra Haşim ağa mezarı başında intikam yemini edip bir kaç  göz yaşı dökmüştür ya bu göz yaşları  timsah göz yaşlarından baska bir şey  değildir .Haşim ağanın  yanında sahte göz yaşlarına  boğulan  bir kişi  daha vardır ki oda Sebe kadındır …

Hikayenin ikinci bölümü çok  yakında. …

Yazının diğer bölümlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Bir intikam hikayesi 1. bölüm

Bir intikam hikayesi 2. bölüm

Bir intikam hikayesi 3. bölüm

Bir intikam hikayesi 4. bölüm

Bir intikam hikayesi 5. bölüm

Bir intikam hikayesi 6. bölüm

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (10)
  • serdar osge

    evet cok merak uyandirdi bende sabirsizlikla bekliyorum. Kendimi onun yerine koydum bir anda onun gibi dusunmeye basladim, bu hikaye kac bolum olacak ?

    • Zulfu Emek

      Merak uyandirmasina sevindim. Hikayeyi 3 bölüm olarak yayinlamayi planliyorum.

      • serdar osge

        aslinda bu tur ozgun hikayeler genellikle 7-8 bolumden olusuyor 3 bolum sence de az degil mi?

        • Zulfu Emek

          Evet. Hikayeyi gercek bir olaydan esinlenerek kaleme aldim. Özgün hikaye olmasi icin orjinalina sadik kaldim.

        • Zulfu Emek

          Hikayenin orjinaline sadik kalmayi dusundugum icin uc bolumde bitirecegim gibi duruyor. Malesef isten gucten kafamizi kaldirip yazmaya istedigimiz zamani ayiramiyoruz 🙂

          • serdar osge

            bu hikaye yazarken gercek bir olaydan mi esinlendin??????????

            Yanıtla
            +0
            -0
  • Zulfu Emek

    Evet önümuzdeki hafta yayinlamayi planliyorum. Meraklandin mi?

  • serdar osge

    Hikayenin 2. bolumu bu hafta mi gelecek ?

  • serdar osge

    hikayeyi merakla bekliyordum tek solukta okudum harikaydi

%d blogcu bunu beğendi: