DOLAR 8,65801.42%
EURO 10,17950.81%
ALTIN 487,651,55
BITCOIN 410791-1,04%
Muğla
31°

AÇIK

05:16

İMSAK'A KALAN SÜRE

X
Bir intikam Hikayesi 5. bölüm (Özgün Hikaye)
824 okunma

Bir intikam Hikayesi 5. bölüm (Özgün Hikaye)

ABONE OL
Kasım 28, 2020 17:05
Bir intikam Hikayesi 5. bölüm (Özgün Hikaye)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

5. Bölüm,  Ecel kılıcını kuşandı.

 

Kerim, ardında 3 ceset ve cayır cayır yanan bir ova bırakarak izini vadide baybettirdi. Tüm öğlenden sonrayı meşeliğin derinliklerinde, kayaların en çetin ve aman vermez yerinde saklanarak geçirdi. Güneş yer yüzünün bu bölgesindeki hükümdarlığının sonuna geldi, tahtını karanlığa bıraktı. Jandarma, meşeliğin altını üstüne getirdi ama Kerim’im yanından bile geçmedi. Kerim, çıkınından son azığınıda çıkarıp yedikten sonra bir tütün sarıp içti.

 

Mahmut ve kardeşlerinin kurşunu yedikleri andaki görüntülerini düşündü. Kardeşi Raşit vurulunca, onun yüzünde de bu ifade vardı. Donuk ve umutsuz. Kardeşini öldürülenlerin hemen hepsi toprağın altındaydı artık.İntikamını almış sayılırdı. Bir rahatlama gelecek diye bekledi ama olmadı. Yüreğinin soğuması lazımdı, en azından biraz soğuması lazımdı ama gelmedi o soğuma. Kardeşinin katilleri ve ailesinin dağılmasına, bin parça olmasına sebep olan zalimlerin birer ikişer toprağın altına girmesi neden yüreğin soğutuyordu? Öyle ya intikamın sebebi bu yürek soğukluğu icin değil miydi? Tütününden son yudumu çekince anladı. Değil tüm Raşidileri, tüm dünyayı öldürse bile kardeşi, babasi ve ailesi geri gelmeyecekti. Kerimin Yüregi bundandır soğumuyordu. Kayalığın altından çıkıp vadiye doğru yürümeye başladı.

Tüm gece vadinin yamacından, meşeliğin içinden  yürüdü. Son tepeyi aşıp Dut köyünü gördüğümde, şafak atmak üzereydi. Dut köyü bir birine çok yakın dört büyükçe dağın içinde  yer alıyordu. Bu dağların dördüde aslında kocaman, devasa kayalıklardı. Dün gece arabasini bu kayaligin en arkasindaki sarpliga birakmisti. Bir an önce kaybolmasi gerekiyordu buralaran. Jandarma karakola dönse bile Kasım ağanın adamları her an bir yerlerden çıkabilirdi. Pusuya düşmezdi Kerim. Gün dogmadan yola koyuldu.

Kasım ağa, sabah namazını konakta kıldı. Uykusuzluktan gözleri şişmişti. Konağın balkonunda günün ağarmasını bekliyordu. Topal ayağıyla konağın içinde dönüp durmuştu tüm gece. Gecenin geç saatlerine kadar ağzını bıçak açmamıştı. Jandarma komutanı haric hiç kimseyle bir tek kelime konuşmamıştı. Bir lokma yemek yememişti. Ara ara gelen kahvesinden içmişti tütünle beraber.Gece geç saatte Kerimi aramaktan dönen Raşidilerin eli boş döndüklerini öğrenince, canlarına okumuştu. Haber gelir gelmez tüm köy önce elinde kürek ve kazmalarla yangını söndürmeye koşmuş ardından eline tüfek, tabanca alan vadiden aşağı inip Kerimin peşine düşmüştü. Iki tarlanın kurtarılması hic bir şey ifade etmedi Kasım ağa için.

Neyi yanlış yapıyorum diye düşündü  bir an. Neyi kaçırıyorum gözümden? Nasıl olur da güpegündüz hasatları basılır, üç tane yiğit üstelik silahlı amcaoğlu oracıkta öldürülürdü? Kerim acaba şu anda, konağın dışında bir yerde onu mu bekliyordu? Sabah köylüler, namazdan sonra konağın önüne birer ikişer gelmeye başladı. Ilk gelen 4 aile Kasım ağaya biat yeminleri edip bir emri var mı diye sordu. Diğerleri daha mesafeli, bir gelişme var mı diye bakmaya geldi. Kasım ağa hala köylünün, en azından yakın akrabalarının yanında olmasından dolayı biraz cesaretlendi. Ölüm fermanını yeniledi Kerimin. Jandarma, ertesi sabah yine dağı taşı didik didik etti ve hiç bir iz bulamadan Kasım ağanın köyüne geri geldi. Kasım ağa Jandarma komutanına öyle bir acındırdı ki kendisini, bilmeyen çok mazlum bir adam sanırdı o an  Kasım ağayı. İşin gerçeği Kasım ağa  iliklerine kadar korkudan titremiş azarilin ensesinde oldugunu biliyordu. Köy yeri jandarma gittikten sonra sus pus oldu. Kimsenin korkudan tarlaya gittiği falan yoktu. Sadece kendine güvenenler belinde silahlarla gidiyordu işe güce. Öyle ya, ölüm korkusu başka korkuya benzemezdi.Bir hafta sonra Raşidi aşiretinden 5-6 ev tası tarağı toplayıp köyden göçtü. Ekinlerini yerde, hayvanlarını ahırda bıraktılar. Kasım ağa bu köylüleri namussuzluk, şerefsizlik, korkaklık ve adilik ile suçladı önce. Vazgeçiremeyince köylüye daha çok arazi ve hayvan sözü verdi kalmalari için. Ama köylü ölüme meydan okunamayacağını, Kerimden öğrenmişti bir kere. Köy hiç olmadığı kadar boştu ama mezarlığı hiç olmadığı kadar kalabalıktı.

Kerim arabasını hiç durmadan sabaha kadar sürdü. Sadece bir kere mazot almak icin durdu. Antep’e vardığında öğlen olmuştu. Arabayı şehirin en dışındaki fakir semtte, sıralı,bahceli,küçük müstakil evlerin birinin önünde park etti. Araba sesine, evden bir kadın çıktı. Hemen bir daha içeri girip büyük bir bez parçası getirip, Kerim ile beraber arabanın üstünü örttüler. Hıdırın annesi ve babası Kerimin kendilerine daha önce vermiş olduğu parayla bu küçük evi satın almış, Kerime kapılarının her daim açık olduğunu  söylemişlerdi. Kerim, ellerini öperek hal hatır sorduktan sonra hemen yattı. Yorgunluktan bitap düşmüştü. Akşama kadar deliksiz bir güzel yattı. Uyandığında Hıdırın annesi Kerimi sofraya oturttup bir güzel karnını doyurdu. Hıdırın babası belli ki çok sıkıntılıydı. Kerim “hayırdır emmi neyin var?” diye sordu. Yaşlı adam ” Hıdır da keşke burada alsaydı” dedi. Kerim, yaşlı adama çok üzüldü. Şu anda Kerimi kendi oğulları gibi gördüklerini anladı. İçini hem bacısı bir  sevgi, hemde bir korku sarmalı sardı.Ya Kasım kahpesi bu aileden haberdar olup bir kötülük ederse? Nitekim öyle oldu.

Hıdırın ailesine bir bir hal gelmedi ama, Sebe kadının oğlunNuri, bir şekilde Alinin İzmire göçtürünü, vilayetteki eski komşularından öğrenmiş ve annesine, Sebe kadına  anlatmıştı. Sebe kadın bir tek saniye zaman kaybetmeden etekleri tutuşmuş halde konağa gelmiş, müjdemi isterim diye bağıra çağıra Kasım ağanın elini eteğini öperek haberi vermişti.Kasım ağa, dikkatle dinledikten sonra Sebe kadının eline bir tomar para sıkıştırıp göndermişti konaktan.

Kasım ağa ve aşiretin ileri gelenleri konakta sabaha kadar münakaşa ettikten sonra dağıldı. Ertesi gün dört kişi köyden sabahın ilk ışıklarıyla ayrıldı. Bunların biri tarlada Kerim tarafindan daha geçen  öldürülen üç kardeşin en büyüğü olan Mehmedin oğlu Sametti. Bir gün sonra Izmire geldiler. Bir hafta boyunca Izmirde Alinin izini sürdüler.Ve buldular nihayet sonunda. Sebe kadının oğlu Nuri, Alinin İzmire göçmenden önceki komşusu Zeynep ile aşk yaşıyordu gizli gizli. Alinin karısı Hatun gelin tek arkadaşı Zeynep’e Izmirden, mermer fabrikasindan bahsetmiş, Zeynepte yavuklusu Nuriye söylemişti. Hep böyle olurdu zaten, en söylenmeyecek sır söylenirdi muhakkak birilerine. Birilerine muhakkak güvenilir ve çok güvenilen kişi de muhakkak başka birine çok güvenirdi. Böylece en mahrem sır bir anda sır olmaktan çıkardı.

Ali çalıştığı mermer fabrikasından çıkmış, kahvede çay içiyordu. Bir kaç iş arkadaşı ile beraber her gün işten çıktıktan sonra buraya gelip birer çay içerlerdi. Raşidi aşiretinin dört tetikçisi, güneş batmaya yakın kahveye girdi. Ali, kapıdan girer girmez iki tanesini tanıdı. Ayağa kalkıp elini belindeki silaha atacaktı ki fırsatı olmadı. İlk mermi omuzuna, ikinciside gırtlağına geldi. Kahvede bir kıyamettir koptu. Dört adam Kerime biriken tüm hınçlarını mermi olup Aliye yağdırdılar. Kurşunun biri Alinin iş arkadaşını da buldu. Suçsuz günahsız adam Ali ile  beraber kahvenin soğuk zemininde kanlar içinde kaldı.Dört tetikçi kahveden koşarak ayrıldı.

Kasım ağa iki gün sonra köye dönen tetikçilerini paraya boğdu. Arsa verdi, hayvan verdi, hatta birinin tüm düğün masraflarını da karşıladı ki bu amca oğlu Mehmet’in oğlu Sametti.Şimdi Kerim düşünsündü. Onunda yerini bulacak, canını muhakkak alacaktı. Kerim denen soysuz köpek er yada geç ininden çıkacak, abisinin intikamı için piyasaya çıkacaktı. O zaman gör bak ne ederim ben ona. Kasım ağanın çok uzun süre sonra ilk kez kendine güveni geri geldi. Çevre köylerden ağaları ve zenginleri yemeğe davet edip konağın kapısında şereflerine kuzu kestirdi. Harıl harıl, nasıl da  Ali denen sümsüğü geberttiğini anlattı durdu. Böylece yeniden buralara kimin borusunun öttüğünü anlattı üstü kapalı. Yalaka ağalara, Kasim ağanın sırtını öyle sıvazladılarki, o gece Kasım ağa kendisini ilk kez babası Haşim ağa gibi his etti. Güçlü ve dirayetli.

Kerim, iki gün sonra aldı acı haberi. Hıdırın babası korka korka anlattı.Gazetede okumuştu. Izmirin göbeğinde silahlı baskın diye vermişlerdi haberi üçüncü sayfadan. Doğuda her gün böyle olaylar yaşanırken batıdaki kentlerde daha sakindi hayat. Ancak bu kan davaları, batıya  bir iki sıçradığında haber değeri taşıyordu. Öldürülen iki fabrika işçisinin resimleri de vardı gazatede. Kerim gazeteyi Hıdırın babasının elinden alıp resimlere uzun uzun baktı. Doğru olmaması icin Allaha yalvardı içinden ama bunu bekliyordu. Nitekim Kasım kahpesinin, kendisini bulmayınca muhakkak Abisine saldıracağını daha önce tecrübe ettiği için biliyordu. Kahroldu, kafasını duvarlara vurdu. Hıdırın babası sakinleştirdi Kerimi günlerce. Hem Ali, hem annesi yalvarmış yakarmış ama Kerimi bu intikam ateşinden vazgeçirmemişti. Kerim, şimdi pişmanlıklar içinde kıvranıyordu Annesinin, şimdi nasıl da perişan bir halde olduğunu düşündü, kahroldu. Eyvahlar olsundu. Kendi suçuydu her şey.

İntikamdan vazgeçmeliydi ama şimdi çok geçti ve olan olmuştu. Bu işin artık bir son bulması gerekiyordu. Ama nasıl? Daha önce yılanın başını ezmişti ama kuyruğu kopmamış üstüne üstelik uzamıştı. Çoğunu dağıtmış ve öldürmüştü ama kalanlar gidenlerden daha cengaver çıkmıştı. Ne yapmalıydın? Ne etmeliydi? Bir yol aradı günlerce. Bulamadı. Çıkmaza girmişti ki Hıdırın babası yetişti imdadına. Kerimin cebelleşmekte gören adam, yemekten sonra çocukken dedesinin anlattığı bir hikayeyi anlattı Kerime. Yaşlı adam hikayeyi bitirince gözünü Kerim’in gözlerine dikti. Kerim önce adamın kendisine neden böyle baktigini anlamadı ama bir iki kalp atışı zaman dilimi sonra anladı. Hıdırın babası Kerime ne yapması gerektiğini anlatmıştı bu hikayede. Kerim bu işin ancak böyle bir nihayete ereceğine kanaat getirip planının üstünde çalışmaya başladı. Parası vardı, araziyi iyi tanıyordu ve istediği silaha ulaşabilirdi. Düşmanlarını her zamankinden daha iyi tanıyordu artık. Şimdi tek ihtiyacı olan şey, yeteri kadar sabır ve biraz şanstı.

Eğer Azrail, Raşidi aşireti için başka bir ölüm tasarlamadıysa, ecel kılıcını kuşanabilirdi.

Devamı çok yakında…

Yazının diğer bölümlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Bir intikam hikayesi 1. bölüm

Bir intikam hikayesi 2. bölüm

Bir intikam hikayesi 3. bölüm

Bir intikam hikayesi 4. bölüm

Bir intikam hikayesi 5. bölüm

Bir intikam hikayesi 6. bölüm

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (23)
  • Veysel yildirim

    Tebrikler cok guzel yazilariniz buyuk bir heycanla diger paylasiminizi bekliyoruz selamlar serdar abi

    • Zulfu Emek

      Veeysel, cok tesekkür ederim. Devami cok yakinda.

      • Mehdin

        Olay örgüsü, kahramanlar, mekansallaştırma ve akıcılık her yeni yazı bir öncekinden daha da iyi. Kişileri de geçemeyeceğim, Kerim’in içindeki hırsı, Kasım’ın içindeki korkuyu birebir hissettim. Başarılar

        • Zulfu Emek

          Çok teşekkür ederim. Gerçekten cesaretlendiriyorsunuz beni ama omuzumuda iyi yük bindiriyorsunuz hani! 🙂

  • Metin

    ..

  • Furkan bulut

    Başarılarınız ve devamını dilerim heycanla okumaya devam ediyorz

  • Ferdi

    Netflix’de takip ettiğim dizinin yeni sezonunu bekler gibi hikayenin yeni bölümünün çıkmasını bekliyoruz….

    • Zulfu Emek

      Hahah :)) Belli mi olur belki Netflix bunu film yapar?

  • ….

    👍

  • Zulfu Emek

    Teker teker cevap veremedigim icin lütfen bagislayin. Hikayenin bu kadar begenilmesi üstümde bir baskiya sebep oldu haliyle. Tüm okuyup yorumunu esirgemeyenlere sonsuz tesekkürler.

  • Sena

    Çok güzel olmuş ♥️

  • BULUT BEY

    Gerçekten sonunu merakla bekliyoruz

  • AHMET BULUT

    ⚡🔥☄

  • Elif

    Harika olmuş elinize sağlık

    • Cihan

      Heycanlar artior serdal abi hersey cok gūzel olacak

      • Mevâ

        Çok güzel gerçekten emeğinize sağlık Heyecanla bekliyoruz😇🙏

        • Zulfu Emek

          Cok tesekkür ederim! Final yayinlandi eger gözden kacirdiysaniz 🙂

  • Selen

    Heyecanla beklediğim yazı geldi sonundaa :))

    • Kamil karaman

      Başarılarının devamını dilerim yorgun krallllllllll…. !

      • Zulfu Emek

        Tesekkür ederim.Yorgunum evet ama bir kral degilim _)

%d blogcu bunu beğendi: