DOLAR 9,36320.31%
EURO 10,90670.4%
ALTIN 532,990,61
BITCOIN 5794930,50%
Muğla
18°

AÇIK

05:48

İMSAK'A KALAN SÜRE

X
Bir İntikam Hikayesi 6. Bölüm (Final)
488 okunma

Bir İntikam Hikayesi 6. Bölüm (Final)

ABONE OL
Mayıs 4, 2021 12:08
Bir İntikam Hikayesi 6. Bölüm (Final)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

    3 aylık bir ölüm sessizliğinden sonra Kerim, nihayet harekete geçti. Yetmişti bu zalimlerin zulmü. Güçsüz ve fakirlerin kanının emildiği yetmişti gayri. Bu kahpe zorbaların mazlumlar üstündeki hükümranlığına bir son vermenin zamanı tam da  şimdiydi. Tüm kış boyunca Kerim, Hıdırın babasının evinde saklanmıştı. Hıdırın babası gerekli silah,malzeme ve istihbarati temin etmişti Kerim için. Kerim kendisini harıl harıl arayan kolluk kuvvetlerine yakalanmadan kışı geçirdiği için şanslıydı. Zira bu çok uzaklarda, koca dağların arasındaki derin vadide, küçük bir  köyde başlayan kan davası ülkenin en çok satan gazetelerinin bile sayfalarını bile süslenmiş hale gelmişti. Doğal olarak kolluk kuvvetleri bu kan davasına daha bir ehemmiyet vermişti. Kerim son eşyalarını arabasına koyduktan ve Hıdırın ailesiyle vedalaştıktan sonra yola koyuldu. Tüm gece yol alacaktı ve buu yolculuk boyunca polise ve askere yakalanmamak için her saniye tetikte olması gerekiyordu.

 

Hıdırın babası, Kasım ağanın iki tane otobüs aldığını öğrenmişti. Zaman hızlıca değişmiş, atların yaptığı çoğu işi  vesaitler üstlenmişti. Kasım ağa bu değişime ayak uydurup servetine servet katmak için bu otobüslerin birini kendi köyünden önce kazaya arından vilayete yolcu taşıması için almıştı. Diğer otobüs önce Dut, ardından Kalkan köyünden sabahın ilk ışıklarıyla yolcuları aynı istikamete götürecekti. Ve iki gün sonra bu otobüsler köyde yıllar sonra ilk kez yapılacak olan düğünde kullanacaktı Kasım ağanın emriyle.  Kasım ağa, hasmı Ali’nin katillerinden olan amcaoğlu Sametin tüm düğün masraflarını ve başlık parasını üstlenmekle kalmamış şimdide bu yeni aldığı otobüsleri düğün alayında kullanmalarını salık vermişti. Gelini, Kalkan köyünden getirmek için giderken alaydaki erkekleri biri, kadınları ise diğer otobüs taşıyacaktı. Kerim, bundan daha iyi bir fırsatın ayağına gelmeyeceğini çok iyi biliyordu. Düğünde herkesin belinde silah olacağını ve kutlamalarda havaya ateş edeceklerini biliyordu ama hayat zaten hep risklerle doluydu ve ölümden öte köy yoktu.

 

Kasım ağa, Alinin katlinden hemen sonra uzunca bir süre eli tetikte gezmişti. Yanında her daim yanaşmalarını ve yeğenlerini bulundurmuştu. Gittiği  her yerde sırtını duvara dayamış asla kendi başına ve silahsız bir yere gitmemişti. Kerimin ne zaman nereden çıkıp geleceği belli değildi. Özellikle abisinin ölümünden sonra Kerimin deli dana gibi saldıracağını düşünmüş ona göre tedbir almıştı ama Kerimden ses seda çıkmamıştı. Söylentinler de alıp başını gitmişti bu minvalde. Kerimin polis tarafindan Istanbulda yakalandığı, jandarmanın Kerimi, pusu atmışken meşelikte vurduğunun yanı sıra bir de Alinin ölümünden sonra Kerimin annesini ve yengesini alarak Almanyaya gittiği bu söyletilerden sadece bir kaç tanesiydi. Aradan iki ay geçince Kasım ağa doğal olarak gardını eskiye nazaran biraz indirmiş, hafif bir rehavete kapılmıştı. Özellikle bir haftadır tüm dikkat ve zamanını amca oğlu olan gözdesi olan Samedin düğününe vermişti. Şimdilerde havasından iyice geçilmez olmuştu. Bir an önce bu düğünü aradan çıkarıp yaza, yani hasada hazırlanmanın telaşına düşmüştü. Cuma namazindan sonra köylüyü konağının önünde topladı Kasım ağa. Pazar sabahı gelini getirip halayları çekeceğiz. Samedin sırtına yumrukları indirip gerdeğe sokacağız. Eh artık at sırtında tüm gün bununla uğraşmaya gerek yok. Aha neyim var neyim yok verip şu iki otobüsü aldım. Kim için? Herhalde sizin için. Çıkaralım aradan düğünüde tez elden hasat işleri için hazırlık yapacağız deyip dağıttı köylüyü. İçinde tarifi zor bir his vardı. Nedir bu telaşım diye kendi kendine sordu konağa girerken. İçten içe biliyordu belki de Kerimin er yada geç geleceğini.

 

Kerim sabaha karşı arabanın farlarını kapatıp Dut köyünü paralel geçerek meşeliğin derinliklerine kadar geldi.Dolunay görüşünü kolaylaştırsa da bahar yağmurları yolları çamura bulamış işini zorlaştırmıştı. Uykusuzluktan bitap düşmüş bir şekilde arabayı durdurup arka koltukta uyudu.Bahar güneşinin ılık sıcaklığı arabanın camından yüzünü yalarken uyandı. Önce bir güzel karnını doyurdu. üstüne bir de tütün sarıp içti. Ardından arabanın bagajından palasını çıkarıp büyükçe meşe dallarını kesti. Arabasının üstünü meşe dallarıyla iyice kamufle ettiğinde gün öğleni bulmuştu. En yakın tepeye çıkıp ortalığı gözetledi. Kalkan köyü ile Kasım ağanın köyü arasındaki yol, tam seçilmesede görüş mesafesindeydi. Iki köyün tam ortasında sayılabilecek bir yerde Haşim ağanın yıllar önce siktirdiği kavak ağaçlar vardı.Yolun hemen kenarında, ufak bir dere yatağına paralel  2-3 kilimotre uzunluğunda 30-50 metre genişliğinde binlerce kavak ağacından oluşan bu kavaklığı gözüne kestirdi. Şimdi yapması gereken tek şey gecenin çökmesini beklemekti. Tepeden inip Hıdırın annesinin koyduğu yollukları yedi. Tıka basa karnını doyurdu. Aç karına yol yürünmeyeceğini iyi biliyordu. Bir tütün daha sardı. Son zamanlarda tütünü çok içiyordu. Beklemek bu hayattaki en zor şeydi  ve bekleyişin en iyi dostu tütündü. Akşama daha zaman vardı ve Kerim bir kaç tütün daha içecekti.

 

Güneş  batmaya yüz tutunca Kerim, silahlarını kontrol etti. Dört tabanca, yüzlerce mermi, iki tüfek ve dört tane el bombası. Tüfeklerini çapraz omuzlarına attı. Tabanca ve bombaları küçük bir sırt çantasına koyarak sırtına attı. Mor dağların ardına çekilince güneş, intikam hırsı gırtlağında düğüm bir halde yola düştü. Meşeliği geçip köyün etrafından büyükce bir daire çizerek vadiye indi. Vadiyi tırmanıp kavaklığa vardığında gece yarısını bulmuştu zaman. Kavaklığın  yola en yakın kısmından yürüdü epey bir zaman. En uygun yeri bulduğuna kanaat getirince büyükce bir kavak ağacına yaslandı çok geçmeden uykuya daldı.

 

Kalkan köyünden yankılanan sabah ezanıyla uyandı Kerim. Güneş birazdan doğacaktı, artık uykuya yer yoktu. Sabaha karşı üşümüştü iyice. Bir ateş yakmalı diye geçirdi içinden ama sonra vazgeçti. Şeytana uyup riske girmenin lüzumu yoktu. Birazdan güneş doğacak  ve dünyayı ısıtacaktı. Ardından ortalık kızılca kıyamete kesecek, kurşun ve bombalar güneşi bile kıskandıracak bir şekilde ısıtacaktı ortalığı. Tetikte olmanın faydası vardı, Kerim daha önce bunu çok sefer tecrübe etmişti.

Güneş nihayet tüm ihtişamıyla  doğup gecenin canına okudu. Düğün alayı iki otobüs ve iki otomobil ile Kasım ağanın köyünden yola çıktı. Kerim, günün ilk ışığından faydalanarak yola  10 metre mesafede, kavaklığın içinde büyük bir taşın arkasına gelip pusuyu attı. En önce gelin arabasını gören Kerim tüfeğine davrandı. Gelin arabası geçti, Kerim bekledi, kadınları taşıyan otobüs geçti, Kerim yine bekledi ve erkekleri otobüs hedefine girince Kerim tetiğe asıldı. Kurşunu kulağının hemen altında yiyen şöför anında can verdi. Otobüs, içindekilerle beraber kontrolden çıkıp derenin içine, şarampole yuvarlandı.

 

İki takla attıktan sonra ters yüz şekilde durdu. Otobüsün içinden çığlıklar yükselirken, son gelen araba Kerimin kurşunlarından nasiplendi. Şoför, otobüsle aynı kaderi  yaşamamak için var gücüyle gaza bastıysa da  fazla ileri gidemedi. Tekerleğine gelen kurşunla durdu. Kerim arabadan çıkacak olanın Kasım ağa olması umuduyla dikkatle bekledi eli tetikte. Araçtan iki kişi telaşla çıkmaya çalıştı. Kerim ilkini daha kapıdayken indirdi ki bu Kasım ağa değildi. İkincisi arabanın diger tarafından inip yamaçtan aşağı koşarak şarampole yuvarlanmış olan otobüsün arkasına kaçtı.

Kerim tüfeği bırakıp sırt çantasından tabancaları çıkardı. İki elinde birer tabanca yola fırladı. Önce arabayı yokladı. Boştu araba.Hemen aşağıya dere yatağına baktı. Manzara fenaydı. Sağ kurtulanlar yaralıları otobüsten çıkarmaya çalışıyordu. Otobüsün camlarından cansız bedenler sarkıyordu. Derenin suyu kızıl akıyordu. Can pazarının böylesi görülmedi bu topraklarda.Bir kaç tanesi neler olup bittiğini anlamış ellleri tetikte otobüsün arkasında bekliyordu.

 

Kerim, tabancalarını beline iliştirdi. Sırtındaki çantadan el bombalarını çıkardı. Bir biri ardına pimlerini çekerek dere yatağındaki can pazarına fırtlattı. Kulakları sağır eden patlamalar ve ortalığı cehenneme çeviren şarapnel parçalarından başka hiç şey yok gibiydi koca evrende o an. Son bomba patlağında otobüsü alev aldı.

Kerim tabancalarını çıkarıp koşarak yamaçtan aşağı inmeye başladı. Gördüğü her canlıya ateş ederek dere yatağına indi. Tam aşağı indiğinde canlı namına bir şey yoktu dere yatağına savrulmuş cesetlerden akan kan dereyi iyiden iyiye kızıla kesmişti.Kasım ağayı topal ayağıyla, yamacın diğer tarafına kaçmaya çalışırken gördü. Demek otobüsteydi kahpe. Kan izleri gördü Kerim. Demek Kasım kahpesi yaralıydı. Aralarında sadece 25 metre ya vardı ya yoktu.

Kasım ağa elinde tabancası ile arkasına baka baka korkuyla yamacı çıkmaya çalışıyordu. Topal ayağı ve yarası bunu zorlaşmıyordu. Kerim bunu fırsat bilerek hızlandı. Kasım yamacı aşmadan yetişmesi lazımdı. Kasım yamacı çıkar çıkmaz üstünlüğü ele geçirip Kerimi kuş gibi avlayabilirdi. Kerim yetişemeyeceğini anlayınca durdu. Dizinin üstüne çöktü. Nefesini tutup nişan aldı.

Kasım ağa yamaca son adımı atarken kurşunu sırtından yedi. Önce tökezleyip yalpaladı ve sonra yüz üstü yavaşça yamaca düştü. Kerim ayağa kalkıp Kasıma doğru koşmaya başladığı anda bir el silah sesi duydu. Bir kalp atışı zaman sonra sol yanında önce bir sıcaklık ardından nefesini kesen bir acı duydu. Kurşunun geldigi yöne döndüğünde  devrilmiş ve yanan otobüsün az uzağında kanlar içinde zar zor nefes alan bir gencin uzanmış halde elinde tabanca kendisini vurduğunu gördü.

 

İki elinde ikinci tabancayla gencin üstüne kurşun olup yağdı bir anda Kerim. Mermileri bitince genç adam bedeni paramparça olmuştu.Kerim boşalan silahlarını atıp yedeklerini çıkardığında  kaburgasındaki acı vücudunu iyice ele geçirdi. Nefesi iyice daraldı ayakları güçsüzleşti , ayakta durması güç bir hale geldi.  Ölüm yakın  diye düşündü. Şu Kasım kahpesini geberteyim de varsın ölüm gelsin diye düşündü. Silahını 20 metre ötede ki Kasıma çevirdi ama Kasım yoktu. Kerim bir an için panikledi. Kasım yukarıyı tuttuysa kurşun her an her yerden gelebilirdi. Olan olmuştu bu dakikadan sonra korkunun ecele faydası falan yoktu.

 

Kerim kırk adımlık yamacı bitik bir halde çıktı. Kaburgasındaki mermi tüketti Kerimi. Yamacı çıkar çıkmaz Kasımı gördü. Sürüne sürüne yamacı çıkmış ama sadece 10 -15 metre kadar gidebilmişti. Yüz üstü çamura bulanmış halde hırıltıya benzet bir ses çıkarıyor zorla  nefes alıyordu. Kasımın silahını daha yamacı çıkar çıkmaz düşürdüğünü gördü Kerim.  Sol yanındaki kurşun yarasını tuta tuta geldi ve Kasım’ın yanında çamurun içine bağdaş kurarak oturdu.

 

Kasım gözlerini açıp Kerimi görünce gülümsemeye yakın bir ifade geldi yüzüne oturdu. Kerim bunun teslimiyet olduğunu anladı. İnsan bedeni ölümün kaçınılmaz olduğunu anladığında bazen ölüme gülümser demişti Hıdırın babası. Bu gülüş o gülüştü. Kasım, bir şeyler söylecek gibi oldu. Yada Kerim öyle anladı. Dere yatağından kadın feryat ve çığlıkları yükseldi birden.

 

Kerim bağdaş kurmuş halde elinde silahı sesleri dinledi. Demekki kadınları taşıyan otobüs ancak döndü. Şimdi kadınlar otobüsten kocalarının, kardeşlerinin veya oğullarının cansız bedenlerini çıkarmaya çalışacaklardı. Varsa kazandan, kurşundan, bombadan ve yangından sağ kalan kurtarmaya çalışacaklardı. Can pazarı devam ediyordu yani.

Kurşun yarası Kerimi iyice ele geçirdi. O kadar çok kan kaybetmiştik dengesini kaybediyordu. Uzatmaya gerek yoktu. Silahının ağzına mermiyi verdi. Kasım’ın  şakağına dayadı ve tetiği çekti. Kasım ağanın vücudu milyon voltluk bir cereyana kapılmış gibi önce şok oldu sonra biraz titredi ve nihayet ruhu bedenini terk etti. Dere yatağındaki sesler şimdi yamaçtan geliyordu. Kerim eline silahı kapan herkesin, kadın, çocuk fark etmez kendisi için geldiğini biliyordu.

 

Elini yarasından çekince kan musluktan boşalır gibi boşaldı bir anda. Gözleri karardı. Susadı birden bire, sanki yıllardır bir tek damla su içmemiş gibi. Sesler yamacı aştı. Artık ayak sesleri duyulur oldu. Kerim, silahının ağzına bir mermi daha koydu. Sonra silahı kendi şakağına dayandığında gözleri artık hiç bir şeyi seçemez oldu. Son bir gayretle tetiğe son kez asıldı Kerim. Cansız bedeni Kasım ağanın hemen yanına yığıldı. Yüzleri bir birine dönüktü. İkisininde yüzünde gülümsemeye yakın bir ifade vardi.

Yazının diğer bölümlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Bir intikam hikayesi 1. bölüm

Bir intikam hikayesi 2. bölüm

Bir intikam hikayesi 3. bölüm

Bir intikam hikayesi 4. bölüm

Bir intikam hikayesi 5. bölüm

Bir intikam hikayesi 6. bölüm

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (12)
  • […] hasetlik ve kıskançlıkla hem iş hayatında hem de özel hayatta sıklıkla mücadele ederiz. Yengeç Sepeti Sendromu olarak bilinen bu durum üretkenliğimize gem vurabilir. Peki, Yengeç Sepeti Sendromu nedir? […]

  • Cebrail Emek

    Bazı dizi, film, kitaplar vs. vardır ki bunları en güzel zamana saklarsınız ve de sizin için özel bi yeri olur ya bu da öyle bir seriydi. Her bölümü çıktığında hemen açıp okumak istesem de okumak için özel zamanlar yarattım hep ve acayip bi final olmuş. Kalemini beğendik abi 🙂

    • Zulfu Emek

      Cebrail, canim cok tesekkür ederim bu gïzel yorumlarin icin. Game of thrones ile kiyas yapmasaydin iyidi 🙂

  • Tuncay

    Can alıcı,yaşanmış gerçek bir hikaye,kalemine o kadar çok yakışmış ki;hiç bitmesin istiyor insan.Çok büyük emek harcadığın,hikayenin her satırından belli oluyor.Emeğine,yüreğine sağlık Zülfü kardeşim.

    • Zulfu Emek

      Tuncay abi cok tesekkür ederim. Güzel olmasi icin gerekten cok zaman ve enerji harcadim. Sizin gibi iyi okuyucularin begenmesi beni gercekten mutlu etti. Sagolun tüm destekleriniz icin.

  • Rosanna Mariesdotter

    I was so curious about how this story would end. I really wondered! When I finally got to read this last chapter, it did not take long before I could sense the end… And I say bravo, the finale couldn’t be better!

    • Zulfu Emek

      So glad to hear you enjoyed whole story. And thank you for the warmin comments.

  • Furkan bulut

    Final olduğu için üzülüyoruz başarılarının devamını dilerim

  • Mehdin

    Bitmesin diye dua ettiğimiz yazılar vardır, bu da böyle bir yazıydı. En sonunda Kerim’ in kendisin vurması bana bir diziden bir kesiti hatırlattı; “ bazı insanlar kendisi istemediği sürece ölmezler” Kerim’i ancak Kerim öldürebilirdi. Eline emeğine sağlık.

    • Zulfu Emek

      Yorumda spoiler vermişsin. İnşallah yazışma önce kimse yorumları okumaz 🙂
      Çok teşekkür ederim bu arada beğendiğiniz için.

  • Furkan

    Başarılarının devamını dilerim..

%d blogcu bunu beğendi: