DOLAR 18,4767 -0.01%
EURO 17,8579 0.65%
ALTIN 971,160,86
BITCOIN 3729997,92%
İzmir
21°

PARÇALI BULUTLU

13:01

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

X
İnsanın insana ettiği 3 (özgün hikaye)
345 okunma

İnsanın insana ettiği 3 (özgün hikaye)

ABONE OL
Kasım 20, 2020 22:20
İnsanın insana ettiği 3 (özgün hikaye)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Okuyacağınız hikaye gerçek olaylardan esinlenerek kaleme alınmıştır.

Yaşlı kadın kucağındaki çalıyı çırpıyı yere boşaltıp üstünü silkeledi. Ateşin başına çömeldi ve odunları ocağa birer birer attı.Ateş iyice harlarnınca bükülmüş belini tutarak zorla ayağa kalktı.Ateşin başında saatlerce oturmuş olan kocasına şöyle bir baktı. Saatlerdir gözlerini ocakta tüten ateşe dikmiş, tütün üstüne tütün içmiş ve tek bir kelime etmemişti. Zaten pek konuşkan bir adam değildi Hamit ama en azından biraz şikayet ederdi. Yemek nerde kaldı diye sorardı en azından bir iki sefer. Acıkmamış olsa bile bir sorardı yemeği. Ama bugün hiç konuşmadı. Halime ocakta tüten tencereyi aldı, yer sofrasına getirdi koydu. Biraz karıştırınca yemeği, tek göz kerpiç ev güzel bir kokuyla doldu. Ancak o an Hamit emmi dalıp gittiği uzak dünyalardan uyandı. Dönüp yaşlı karısına baktı. Yüzündeki çizgiler çok belirgindir. 70 yıl oldu neredeyse aynı yastığa baş koymuşlardı. Az çekmedi kadın diye geçirdi içinden. Kafasındaki külahı çıkardı.Yemek yiyecekleri zaman hep böyle yapardı. Bembeyaz sakalını avucunun içine aldı. Düşünceli  bir şekilde kalkıp geldi. Yemeklerini sessizlik içinde yavaş yavaş yedi iki koca çınar. İnsan yaşlanınca çok yemek yiyemez. Çok uyku uyuyamaz. Çok yol gidemez. Çok şehvet barındırmaz. insan yaşlanınca her seyi bırakır yavaş yavaş. Ölüme bir çeşit hazırlıktır bu bilinçsizce yapılan azaltmalar. Yaşlılık çocukluğun tezatıdır yani.

1909 senesinde Adana ve çevresinde sonradan KAÇ-KAÇ olarak anılacak olan bir takım elim hadiseler yaşandı. Ermeni ve müslümanlar arasında yaşanan bu çatışmaların sonuçları felaketti. 15 ila 30 bin insanın hayatına mal olan bu çatışmalar tam 3 sene sürdü. Fransizlar memleketteki idari boşluktan yararlanmış, Ermenileri destekleyerek silahlandırmıştı. Ittihat ve Terraki Cemiyeti hükümete darbe ile gelmiş ve diğer her şey gibi bu konuyuda ellerine yüzlerine bulaştırmışlardı. Fransızlar Adana ve çevresine adeta mitil sermişken merkezi yönetim sağır sultanı oynamıştı. İşte bu minvalde Ermeniler çoğu belde ve ilçede askeri üstünlük sağlamış ve yönetimi de ele geçirmişti. Özellikle Saimbey kazası bu olaylardan en fazla etkilenen yerlerin başında yer alıyordu. Bir anda her sey tepe taklak olmuştu. 450 senedir Osmanlı tarafından vergiden muaf tutuluan, dini ve etnik olarak korunan bu Ermeniler büyük Ermenistan rüyası hummasına kapılmış bin yıllık komşularına sırtlarını bir anda çevirmişti. Müslüman belediye reisleri görevden alınmış, yerlerine Ermeniler getirilmişti. Saimbey kazasında Ermeniler cogunluktaydı ve kaymakamlık makamında zaten bir Ermeni vardı. Ama kaos ortasında mevcut kaymakam yetersiz görülmüş yerine başkası gelmişti ki bu kaymakam emsaline nadir rastlanan bir adamdı.

Ermeniler, gücü ellerine geçirdiği andan itibaren bir çeşit intikam hummasına kapılmıştı. Kim bilir belki 30 sene önce yaşanmış bir münferit olayı bahane ederek Türkleri cezalandırma işlerine giriştiler. Bir anda mahkemeler kurulmuş Çukurova Saimbey ahalisi kendini Fransız destekli  Ermeni kadıların karşısında buluvermişti. Özellikle arazisi bol ve verimli olanlar seçilerek  akla hayale gelmeyen bahane ve suçlamalarla idama mahkum edilmeye başlanmıştı. Savaşlar, vergiler, hastalıklar ve yoklsulluklar gibi belalarla yüz yıldır mücadele eden ahali üstüne bu Ermeni belası gelince isyan etmişti. Bıçak kemiğe dayanmıştı ki dokunsan kan akacaktı. Bu zulümlere karşı ahaliden gençler dağlara kaçmış orada, burada Ermenilere karşı çatışmaya başlamışlardı. Bu gençlerden biri vardiki adı Kürt Kadirdi. Kürt Kadir daha evvel iki savaşta buluşmuş, bir çok yara almış ama ölmemişti. Kürt Kadir lakabını köye ilk geldiklerinde dedesi almıştı. Hamit oğluna babasının ismini koymuştu ve lakabıda tıpkı dedisi gibi kalmıştı, Kürt Kadir. Savaştan döner dönmez bu Ermenilerin zulmüne ilk günden direnmiş ve köydeki gençleri peşine takarak dağları tutmuştu.

Hamit, yer yatağından sıçrayarak uyandı. “Allah” diye bağırarak uyanmıştı.Gördüğü bir rüyamıydı onu bağırtan anlamadı. Yanında ölmüş gibi yatan karısı Halime’yi dürttü. Kalk kadın dedi gün ağarmış. Halime kadın ezana kalkarım ben dur hele. Hamit kalk kadın gün ağarmış, ezan okunduysa bile buymadık herhalde. Halime kadın fırladı yattığı yerden. Küçük i pencereden dışarı baktı. Gün gerçekten ağarmıştı. Karı koca bir birine baktı bir an için. Bunca yıldır aynı yastıkta yatmış, kayıtsız şartsız her Allah’ın günü ezan sesine kalkardı Halime kadin. Kalkar ocağı yakar, su ısınınca Hamiti kaldırırdı. Hastaykende, gebe ikende her daim sabahlara böyle başlardı Halime kadın. Ama bu sabah Halime kadın ezani duymadı. Yaşlılık dedi kendi kendine. Kaza edersin Hamit bey dedi namazı somurtma. Hamit, namazdan dolayı kızmadın hanım  dedi. Sana bir şey oldu, uykunda öldün diye korktum. Ahalime kadın kocasının yüzüne dik dik baktı. Kadir de dün gece gelmedi. Ayse kadın, çocuk eşkiya olmuş dağı tutmuş her gün gelemez ya babasını anasını görmeye? Hele Bismillah deyip kalkmak lazım. Haline kadın kalkıp ocağı yaktı.

Kürt Kadir ve arkadaşları bir ay boyunca dağlarda Ermeni ve Fransız zulmüne karşı çete savaşı vermişti. Temmuz ayının ortalarında sabaha karşı bir Ermeni müfrezesi ile girilen çatışmada Kürt Kadirin 8 arkadaşı öldürülmüş, Kürt Kadir ve 2 arkadaşı yaralanıp esir düşmüştü. Bacağından vurulan Kadir bir katırın sırtında Saimbey kazasına getirilmiş, kaynamaklık binasının önünde yere atılmıştı. İki arkadaşı ile beraber yerde kan, revan içinde yatan bu 3 genç  adam susuzluktan bitap düşmüş halde kaymakam ve devlet erkanının gelip haklarındaki hükmü vermelerini bekliyordu.Ermeni askerler ki bunlara asker demeye bi şahit lazımdı, ellerinde silahlarla at üstünde bu 3 gencin etrafında bir halka kurmuş bekliyorlardı. Temmuz sıcağı Çukurova’yı  kasıp kavururken, olan biteni izleyen küçük bir çocuk bir at bulmuş eski komşusu  Hamit emmiye oğlu Kadir’in ahvalini bildirmek için dört nala yol alıyordu.

Ermeni kaymakam mağrur bir şekilde makam odasında Fransız sözde büyük elçi ile Türk kahvesi içip tütün tüttüryordu. Kısa boylu, seyrek sakallı ve düşük omuzlu 50 yaşlarında bir adamdı. Adı Harazat olan bu yeni kaymakam bir yıldır bu makamı işgal etmiş pervasızca sağa sola saldırmıştı. Fransızların sinsi siyasi hamlelerini çabucak benimsemiş önüne gelen evrakları çoğu kez okumadan imzalamıştı. Yıllardır kapı komşusu olan, düğünlerine gelen, cenzalerine gelen akşam yemek gönderen, borç para veren, kahvede beraber çay içtiği arkadaşlarını bir çırpıda sırf müslüman, Türk veya Kürt olduğu için cezalandırma hummasına kapılmıştı. Öyleki bazen Saimbey kaza meydanında idam fermanlarını kendisi ciliz sesiyle bağırarak okumuş, idam mangasının başını çekmişti. Bu sıradan adamın bir anda güç zehirlenmesi yaşayıp bu hale gelmesine karısı bile şaşmış, ettiğin zulümdür Harazat efendi deyip durdurmaya çalışmıştı. Lafının para etmediğini anlayan kadıncağız bir süre sonra bu zulme daha fazla ortak olmayı ve katlanmayı kendi insanlık ve karakterine saygısızlık olarak benimseyip kızıyla beraber Osmaniyeye başka akrabalarının yanına taşınmıştı. Harazat denen bu gözü dönmüş kaymakam buna fena içerlemiş, hıncını sahipsiz ahaliden çıkarmaya başlamıştı. Önüne gelen hemen her evrağın içeriği aynıydı. Bilmem kaç yıl evvel yaşanmış  bir münferit olayın günümüz ile ilişkilendirilmiş haliydi. Kahvesinden bir yudum daha içtikten  sonra ayağa kalktı. Fransız elçiden müsaade  isteyerek makam odasını terk etti. Aşağıda yaralı 3 çete mensubunun akibetine işte bu gözü dönmüş, kanun ve nizam tanımaz nankör adam karar verecekti.

Küçük çocuk at daha durmadan aşağı atlayıp Kürt Kadirin babasına koştu. Öğlen namazına durmuş adamı namaz falan dinlemeden kolundan çekmiş karşısına oturtmuştu. Hamit emmi tez gelesin, Kadir kaymakamlık binasının önündedir. Görünen o ki zaim Hazarat kalemini kırmıştır. Yetiş  emmi kurbanın olam.Hamit önce bu telaşlı çocuğun ne dediğini anlamamış gibi bakakaldı. İnsan bazen çok ağır bir haber aldığı zaman doğru olmadığına kendisini inandırmak için duyduklarını duymamış gibi his eder. Aslında duymuştur ama beyin süzgecinden geçirirken zararlarını minimize etme telaşından girdiği için böyle donuk olur. Kadirim dedi bir süre sonra. Kadirim… Zar zor oturup kalkabilen bu yaşlı adam söz konusu hayatta kalan son çocuğu Kadir olunca inanılmaz bir çeviklikle kapıya doğru yeltendi. Köpüğe batmış ata bir çırpıda bindi. Saimbey kazasına kadar durmadan temmuz sıcağında yol aldı. Köy kazaya sadece bir kac kilometre ötedeydi ama Hamit emmi sanki 50 yıldır yol alıyormuş ama yol bir türlü bitmiyormuş gibi his ediyordu. Kaymamaklık binasının önüne geldiğinde kalabalık artmıştı. Yüzlerce insan birazdan olacak olanları izlemek için toplanmıştı.

Çoğunluğunu Türk ve Kürtlerin oluşturduğu bu kalabalık, bazen kısık seslerle itirazlar ediyor olasa da Ermeni askerlerin dipçiklerini çenelerinde anında yiyiyor bir çırpıda sus pus oluyorlardı. İşte bu minvalde kaymakamlık binasının önüne geldi Hamit emmi,
Harazat zalimi kapıdan çıktığında karşısında ilk kez bu kadar bir kalabalık vardı. Daha öncede bu binanın önünde idamları infaz etmişti ama hiç biri bu kadar kalabalığa şahitlik etmemişti. Kalabalığın nefret dolu bakışları ensesinde soğuk bir korku esintisi estirdi. Düsük omuzlarini heybetli durmak icin yüksek tutmaya calisarak kapinin önünde duran yüksekce merdivenin ucuna geldi. Elindeki dosyayı açarken çok elim ve sıkıntılı bir işi yapmak istemiyor ama yapmak zorundaymış gibi bir hal takındı. Sevgili Saimbey ahalisi, bu elimdeki ferman, şurada gördüğünü eşkiyaların ölüm fermanıdır. Kaç zamandır dağları mesken tutup eşkiyalık yapan, fakir fukarayi soyan, kadınların, özellikle körpe kızcağızların ırzına geçen, yoldan geçen herkesi haraca bağlayan ve 28 askerimizin ölümünden sorumlu bu kanun kaçaklarının asılarak idam edilmesinin fermanıdır. İdam kelimesinden sonra kalabalıkta bir uğultu patladı. Bir kaç kişi kendisini ileri attı ve dipçiklerle geri püskürtüldü. Hazaran gidişatın fena olduğunu anlayınca işi kısa kesip bir anca idamı gerçekleştirmek için fermanın geri kalan kısmını okumadı. 250-300 kişilik kalabalık şimdi kadın ve çocukların katılmasıyla ikiye katlanmıştı. 250 kadar silahlı Ermeni askeri tetikte kalabalığın en ufak hareketinde dipçiklerini ve coplarını kullanmaktan kaçınmıyorlardı.Bir kargaşadır gidiyordu.

Bu minvalde Hamit emmi, yırtık ve kirli şalvarı, eski ve kirli gömleği ve eskiden kahverengi şimdi ise gri olan külahı ile kalabalıkta kendine yer açıp en öne kadar gelmeyi başardı. Bir insan için en zor şey evladının ölümüne şahit olmaktır ya Hamit emmi 2 çocuğunu zaten kendi elleriyle toprağa vermişti. İki oğlunda Osmanlı’nın, Libya’daki İtalyan işgaline karşı savaşıp şehit olmuştu.Bir tane daha verecek yüreği varmaydı bilmiyordu. Gelip kalabalığın en önünde durdu. Gözleri oğlunu aradı. Kürt Kadir yerde oturmuştu. Bir ayağını kendine çekmiş, yaralı olanı da uzatmıştı. Kan, kir ve ter içindeydi. Açıdan yüzü durmadan ekşiyordu. Gözlerinde ki nefret ateşi her an alev alacakmış gibi bakıyordu Hazarat zalimine. Yanındaki arkadaşlarının durumu daha vahimdi. Hamit ne yaptı ettiysede Kadir ile göz göze gelemedi. Sonunda dayanamadı ve oğlum diye feryadı kopardı. Kadir bu tanıdık sese hemen döndü. Baba oğul iki insan bir birine ne kadar uzun bakabilirse o kadar baktı. Çaresizlik girdabına öyle bir kapıldıki Hamit emmi daha fazla dayanamadı ve dizlerinin üstüne çöktü. Hazarat idam mangasına işaret verip kaymakamlık binasına geri girdi. Üst kata çıkıp pencereden Fransız elçiyle beraber izlemeye başladı infazı. Üç  genç adamın boynuna yağlı ilmik zar zor iliştirildi. Ayakta bile duramayan bu adamların öleceklerinden bile pek haberi yoktu. Sadece Kürt Kadirin bilinci açıktı. Hemen bitsin diye telaşla bekleyen kaymakamın birden gözüne bir şey çarptı. Dağlardaki eşkiyaları yok etmek için gönderilen 150 kişilik Ermeni askeri grubu o an kaymamaklık binasinin önüne geldi. Bundan büyük cesaret alan Hazaratın telaşı bitti.

Ermeni cellat sırayla idam sehpalarına tekmeyi vurmaya başladı. Sıra Kadire geldiğinde yeni gelen Ermeni askerler atlarla kalabalığın içine girmiş. İnsanları eze eze uzaklaştırmaya başladı. Kalabalığın en önünde duran Hamit emmi atların nalları altında çiğnenmemek için kendini kurtarmaya çalışmada Ermeni askerlerin dipçiklerinden darbeleriyle kana, revana bulanmış yere düşmüştü. Kalabalığın çil yavrusu gibi dağıldığını gören Hazarat hemen aşağı indi. Otoritenin sağlandığını görünce cesareti yerine gelmişti. Aşağı iner inmez idam sehpasına tekmeyi vuracak olan cellada dur diye bağırdı. Cellat geri çekilip yerini Hazarata bıraktı. Idam platformuna çıkan Hazarat kalabalığa dönerek, sizi kafirler sizi, bunca zamandır sizin insan gibi yaşananız için neler yapmadım?, medeniyetten yoksun cahil sürüsü sizi! Bunca yıldır bizi hor gördünüz, zulüm ettiniz, kliselerimizi aşağıladınız, hakaret ettiniz dinimize. Kızlarımızı aldınız kaçırdınız. Şimdi bunların hesabını verme vaktidir diyecek içindeki kim be nefretini var gücüyle kuştu. Ceketinin cebinden bir bıçak çıkardı. Bicak jilet gibi keskindi. Kadirin yırtık gömleğini iyice yırttı. Omuzundan başlayarak derisini soymaya başladı. Kalabalıktan uğultu ve küfürler iyice yükseldi. Askerler kalabalığa yine saldırdı. Hazarat yarı baygın genç adamın derisini soymayı beceremedi. Hıncını alamayıp deli gibi kanından bıçaklamaya başladı. Gözü dönen cani herif en az 10 bıçak darbesinden sonra durup arkasına baktığında kalabalık taşa kesmişti. Hatta kendi askerleri bile donup kalmıştı. Bir kalp atışı kadar zaman o an orada bulunan herkes icin durdu. Kafasını kaldırıp kaymamaklık binasına baktığında Fransız elçide donup kalmıştı.Hamit emmi daha fazla dayanamış bu bir anlık durgunluktan yararlanarak oğluna doğru koşmaya başladı ki, Ermeni bir askerin süngüsüyle yere yüz üstü kapandı. Ermeni asker hızını alamayıp yerde yatan yaşlı adamın sırtına bir kac süngü darbesi daha vurarak kanlar içinde yerde bıraktı Halit emmiyi. Kalabalık askerler tarafından dağıtıldı akabinde. Kadir ve arkadaşlarının cesetleri ibret için ertesi gün oldukları yerde teşhir edildi.Hamit emmi köylülerince gömüldü.

Bu elim hadise daha sonra Ermeni olayları olarak anılacak olan olaylarda çok rol oynayacaktı. Adına her ne dersek diyelim insan onur ve haysiyetine yakışmayan bu hadiselerin bir daha asla yaşanmaması temennisi ile.

 

Yazinin diger bolumlerinin linki asagidadir

Insanin insana ettigi 1 

Insanin insana ettigi 2

Insanin insana ettigi 3

 

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (1)
  • Serdar osge

    insan oğlunun ne kadar acımasız ne kadar çaresiz olduğunu geçmişimize bakıp ta görmemek mümkün değil. Bir daha böyle olayların yaşanmaması temennisi ile, hikayeyi çok beğendim hısım ve ilk defa duydum tüylerim diken diken oldu okuduğumda…

%d blogcu bunu beğendi: