DOLAR 9,35210.22%
EURO 10,89450.33%
ALTIN 531,400,33
BITCOIN 579314-0,18%
Muğla
18°

AÇIK

05:48

İMSAK'A KALAN SÜRE

X
Usluymuş Meğer Halil İbrahim.
485 okunma

Usluymuş Meğer Halil İbrahim.

ABONE OL
Ekim 5, 2020 15:30
Usluymuş Meğer Halil İbrahim.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugün size Halil İbrahim’in hikayesini anlatacağım. Hani şu bir türlü uslanmayacak olan. Anlatacağım atlatmasına ama önce ne kadar da yanlış biliyormuşum tüm hikayeyi. Kendi kafamda nasıl da kendime ayarlamışım şaşar kalırım çoğu zaman.

E suç benimde sayılmaz hani, zira Musa Eroğlunun gür sesinden dinlediği zaman insan şöyle bir hisse kapılıyor; Halil İbrahim büyük ihtimalle köye zulmün eden ağayı bilemedin zalim düşmanlarını bir şekilde yok etmiş ve hızını alamamış dağlara sığınmış ve bir türlü uslanmaz. Ama gerçekten Halil İbrahim ne İnce Memed gibi zalim keçi sakallı Abdi ağanın karşına çıkıp – Yetti ettiğin zulüm bre Abdi ağa-  deyip kafasına sıkmıştır bir ağanın nede hırsına yenilip düşmanlarını tek tek ahirete göndermiş  bir adamdır her ne kadar türküden öyle bir hava akıyor olsa da meğer ne uslu adammış Halil İbrahim.  Az yanaşın bakim size Halil İbrahim’in hikayesini anlatayım.

Öyle çok değil sadece 1960lara gideceğiz. Ordunun Fatsa ilçesinin bir beldesinde Yaşamaktadır Halil İbrahim. Orta boylu, kıvırcık saçlı simsiyah kömür karası gözleri vardır. Bıyıkları pehlivan bıyığı gibi gür ve serttir. Siyah çizgili takım elbisesi ve sekiz köşe kasketi ile çok şık giyinir her daim Halil İbrahim

Kasaba çarşısında saat , teyp, gramafon ve benzeri eşyaları tamir ettiği küçük bir de   dükkanı vardır.  Çok genç yaşta evlenmiş bir oğlu bir de kızı olmuştur.Komşu köyden kızı kaçırmıştır ya kızın babası asla af etmemektedir Halil İbrahim’i.

Halim İbrahim etliye sütlüye katiyen karışmaz çok sakin bir gençtir. Zıpkın gibi delikanlıdır ama ne kavgası ne gürültüsü vardır. Kendine halinde hatta içine bile kapanıktırya bir tek huyu vardır o da belinde daima küçük bir tabancası vardır. Evinden işine, işindede  arada bir kahveye uğrar bir iki el batak oynar bir iki çay içer ardından da direk evine gider. Karısına ve  çocuklarına  çok düşkündür.

Çok genç yaşta evlenmiş dememe bakmayın siz çocuk yaşta evlenmiş demek lazım. Zira iki çocuğu var ve askerlik yaşı daha yeni gelip çatmıştır. Halil İbrahim askere gider ve işte tüm o akıllara durgunluk veren, yürekleri kor demirle dağlayan ve gözlerden sel misali yaş akıtan hikaye de böylece başlar.

Daha bir kaç aylık askerken Halil İbrahim bir mektup gelir kendisine. Zehirli bir mektup. Elini vurduğunda seni zehirleyen değil de okuduğunda yüreğini zehirleyen cinsinden. Mektupta Halil İbrahim’in askere gittiğini fırsat bilen kayın babası kızını ve torunlarını almış kendi öcüne görürmüş bununlada yetinmemiş varlıklı bir adama nikahlamıştır. Mektup bununla bitmez üstüne bir de Halil  İbrahim’in tapusuz ne kadar tarlası ve arsası varsa hepsinin üstüne komşusu Ağa konmuştur. Halim İbrahim’in içi daralır asker ocağında. Mektubu kim göndermiş belli değil. İnansan gitsen komutana anlatsam durumu? Asker ocağından bunun için izin verirler mi ? Asker ocağı çocuk oyuncağı mıdır bre Halil İbrahim der bir iki tertibi izin istemekten vazgeçerirler.
Vazgeçer ama içi içini yer. Tarlanın, arsanın ehemmiyeti yok ama karısı ve çocukları ondan alınmış sade alınmamış üstüne bir de başka adama verilmiş ya Halil İbrahim’in buna tahammülü yoktur. Çekilir dert değildir.

Ertesi gün asker ormanlık alanda talime çıkar. Halim İbrahim aklına firar edecektir. Asker talimden sonra karakola dönerken Halil İbrahim hacet bahanesiyle sıradan ayrılır ormana girer ve bir daha da geri gelmez. Halim İbrahim o mektup elinde sonunun o mektubun getireceğini bilmeden o mektubun içinde yazılanların peşine düşer.
Eve gelir Halil İbrahim hınçla öfkeyle ama kapıyı açar açmaz ne kin kalır ne nefret Halil İbrahim’de. Zira karısıda çocuklarıda evdedir ve pek sevinirler Halil İbrahim’in geldiğine. Ağa da ne arsaya ne tarlaya konmamıştır.

Halil İbrahim durumu anlatır karısına. Karısının hiç bir şeyden haberi yoktur ama babasının her zamanki tehditlerini anlatır Halil İbrahim’e. Halim İbrahim olan oldu asker ocağından firar ettik başımıza belayı aldık öyle ya en azından size göz kulak olayım diyerek evinin yakınandaki sık ormanda bir yer yapar orda kalır çocuğu zaman karısına çocuğuna göz kulak olur. Ama gazla sürmez bu iş asker enseler Halil İbrahim’i kıskıvrak yakayı kaptırmaz kaçar derelere ,vadilere ama asker sonunda yakalar Halil İbrahim’i ve getirir kasabanın ortasına bir direğe bağlar. Asker kaçaklığı çok adi bir suç olduğundan mıdır yoksa askerleri çok uğraştırıp yorduğundan mıdır bilinmez ama asker direğe bağladığı Halil İbrahim’i ölesiye döner. Öyle bir dayak ayarlarla Halil İbrahim’e kafasına öyle bir vururlarki  Halil İbrahim’in aklı gider. Bir gider bir gelir aklı ya yarı deli olur çıkar.

Bu yarım akılla önce cezasını çektirirler Halil İbrahim’e sonrada askerliğini tamamlatırlar ama bu süre zarfında o yalancı mektupta yazılanlar bu sefer gerçekten olur. Karısını başkasına verir kendi köyünde babası. Hemde çocuklarla beraber. Dükkanin kirasını ödemediğinden el koyar sahibi. Arsaydı tarlaydı, araziydi bakamazsın sen bu yarım akılla diye Ağa el koyar.

Halil İbrahim’in kimi kimsesi kalmamıştır iki dostu haricinde. Biri Dursun biri Cemal. Ara ara bu iki arkadaşının kapısın çalar onun dışında dağda bayırda bazende  ormanda  yürü durur yarım akıllı hale gelmiş  Halil İbrahim.

Askerden döndüğünde Halil İbrahim’in elinde sadece evi kalmıştır ve o evde bir gece gaz lambasından dolayı yanar. Yada derler ki birileri kundakladı. Halil İbrahim bir masa ve bir gramafon ve küçük silahı dışında dışında hiç bir şeyi kurtaramaz ve zaten perişan olan hayatı iyice mahvolur. Ormanın yamacında bir küçük kulübeye yerleşir halim İbrahim.

Yıllar yılları kovalar acele edercesine ve sağ sol davaları ülkede patlak verir. Her gün insanlar bir birini sokak ortasında katleder hale gelmiştir. Bombalar patlar, bankalar soyulur ve üniversiteler harp meydanına dönmüştür. Devlete darbe yapan askerler el koymuş ve sokağa çıkma yasağı ilan etmiştir. Tüm kasaba evden çıkmaz iken yarım akıllı Halil İbrahim vurur kendini her zaman ki ormana dolaşır da dolaşır.

Yine böyle ormanda dolaşırken yağmura yakalanır Halim İbrahim aldırmaz başta ama sonra öyle bir üşürki Dursunun evine doğru yol almaya karar verir. Gecenin karanlığında gelir evin samanlığına vurur kafayı yatar. Geç saat olduğundan rahatsız etmek istemez Dursunu ve ailesini hemen uykuya dalar.
Acı vardır acıyı unutturan, dert vardır derdi aratan derler ya işte bu Halil İbrahim için söylense Allah bilir ya kimse ne yadırgar ne de sorar. Zira saban gözlerini açtığında başında jandarma vardır. Kimsin nesin demeden bir de silahını görürler ya işte derler anarşisttir bu.

 

Halil İbrahim yalvarır yakarır parçalar da kendisini inanmazlar. Zira her taraf yangın yeridir memlekette. Derken Dursun amca yetişir ahıra kefil olur Halil İbrahim’e. Anlatır hayatını, yarım akıllığını da jandarma der karakola götürürüz da bırakırız gayri.

Olacak olan da odur ya Halil İbrahim asker kaçağı olduğu zaman yakalandığında başına gelen hadiseyi hatırlar. Beni bir daha döverler diye paniklemeye başlar. Elleri kelepçeli jandarmayla beraber karakola götürülürken birden kaçıverir Hasan deresinden aşağıya. Bulanık dereyi geçer ve koşmaya  devam eder. Ormana yetişirsem beni bulamazlar diye ormana doğru koşmaya başlar. Komutan kaçma Halil İbrahim suçun yok bırakacağız seni diye bağırır. Halil İbrahim durmayınca komutan bir el ateş eder havaya korkup dursun diye.

Ama Halil  İbrahim koşmaya devam eder.

O sırada askerin geri kalanı ormanın  diğer tarafından gelirken silah sesini duymuş kaçak var sanıp üstüne de Halil İbrahim’i koşarken görünce basmışlar tetiğe.
Bir mermi gelip Halil İbrahim’in kafasına isabet almış. Düşmemiş hemen yere, yavaşça bir kayaya dayanış sırtını bir kaç kalp atışı zaman mühletinden sonra oracıkta can vermiş.

Komutan üzülür bu işe, canı yanar! Vicdan azabından ne yaparım ne ederim derken gönderir askerleri  Halil İbrahim’in çocuklarını alır gelirler. Eşyalarını vermek isterler ya çocukları almaz. Babalarını kötü adam bellemişlerdir. Dedeleri ve anneleri ve üvey babaları ne anlatmışsa çocukları babalarına düşman etmiştir. Çocuk derim ben ama koca adam olmuştur oğlu artık. Tenezzül bile etmezler bir kaç parça eşyasına. Cenazesinede katılmaz ne kızı ne oğlu. Kasaba ahalisinden üç beş kişi ve vicdan azabı çeken komutan  gömer Halil İbrahim’i sessiz sedasız.


Bu acı meseleden sonra Dursun amca hani Halil  İbrahim’in ara sıra kapısını çaldığı ve ahırında jandarma tarafından yakalanan Dursun amca Halil İbrahim şiirini yazar. Birileri besteler eder türkü olur da o zaman oğlu ve kızı bu hatırlar babasını. Hak iddia edip para almak isterler türküden.

 

İşte böyle Halil  İbrahim’in hikayesi. Ne bir adam vurmuş, ne bir sineği incitmiş nede kimsenin tavuğuna kış demiş. Şimdi o türküyü her dinlediğimde başka bir hüzün kaplar içimi.

 

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (2)
  • Ersin

    Eline saglik ufkun hep acik olsun ki bizde isigindan faydalanalim saygilar

  • Ramazan

    Cokk hoşş yazan elineze hiseden yüreginize saglik

%d blogcu bunu beğendi: